Skip to main content

Cumhuriyet nedir?

En basit haliyle Cumhuriyet, halkın kendisini yöneteceği kişileri kendisinin seçebilmesidir. Bir başka deyişle hükümet veya devlet başkanının, halk tarafından belli bir süre için ve belirli yetkilerle seçildiği yönetim biçimidir.

Atatürk’ün dediği gibi bu yönetim şeklinde “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.”anlayışı vardır. Monarşi ve oligarşide olduğu gibi egemenlik hakkının belli bir kişi, zümreye veya aileye verilmesinin karşıtıdır.

Cumhuriyet demek:

  • Kasımpaşalı simitçi Recep’in başbakan ve Cumhurbaşkanı olabilmesidir.
  • Ispartalı Çoban Sülü’nün  başbakan ve Cumhurbaşkanı olabilmesidir.
  • İstanbullu gazeteci Bülent’in başbakan olabilmesidir.
  • Antalyalı avukat Baykal’ın darbe ile kapatılmış Atatürk’ün partisini yeniden kurup iktidar alternatifi haline getirebilmesi, Tunceli’nin Ballıca köyündeki 7 kardeşli Kemal’in bu partide genel başkan olabilmesidir.
  • Milaslı Tansu’nun başbakan olabilmesidir.
  • Malatyalı banka memuru Mehmet ile Tuncelili kürt kökenli Hafize hanım’ın oğlu Turgut’un başbakan ve Cumhurbaşkanı olabilmesidir.
  • İsmet Paşa’nın milli mücadele ile geldiği iktidar noktasından halk oy vermedi diye büyük bir alçak gönüllükle “Türk halkı kimi isterse o iktidar olsun” diyerek koltuğunu Aydınlı Adnan’a devretmesidir.

Daha en başında, milli mücadele başlamadan Samsun’a çıkmadan önce Atatürk’ün aklında Cumhuriyet projesi vardır. Amasya genelgesinde, Erzurum ve Sivas kongrelerinde en çok altını çizdiği nokta “ulusal egemenlik ve milletin bağımsızlığını yine milletin kurtaracağı” fikri olmuştur. TBMM bu fikrin ete kemiğe bürünmüş halidir. 29 Ekim 1923’te artık tamamen bu filli durumun adı konmuştur. Türkiye Devleti bir Cumhuriyet olmuştur.

Atatürk’ün Cumhuriyet projesi sadece devletin yönetim biçimi değişikliliği değildir. Atatürk’ün Cumhuriyet projesi Türkiye’yi çağdaş bir toplum haline getirmek için ortak hedef ve kader birliğiyle bir millet oluşturulma doğrultusunda, modern ve bilimsel eğitim sisteminin olduğu, kadın-erkek eşitliğini gerçekleştirmiş, üretim ekonomisine sahip, tam bağımsız, yayılmacılığa karşı, komşularıyla iyi ilişkiler kuran, halkçı, devrimci, kurumsallaşmış, muhasır medeniyetler seviyesinde, hukukun üstünlüğüne dayanan, tüm inançlara saygılı, laik, demokratik bir sosyal devlet olma arzusunu içerir.

Cumhuriyetimizin kurucu Mustafa Kemal Atatürk Cumhuriyet’i “kimsesizlerin kimsesi” olarak tanımlayarak geleceğin siyasetçilerine, devlet adamlarına adeta ince bir mesaj göndermiştir. Günümüzün siyasetçileri bu mesajı ne kadar anladıkları tartışılsa da Atatürk,  Cumhuriyet’in fakire, fukaraya, engelliye, öksüze, mağdura sahip çıkmasını ve “kimsesizlerin kimsesi” olması gerektiği belirtmiştir.

Dünyada ilk kez emperyalizme karşı ulusal kurtuluş savaşını zaferle sonuçlandırmanın yanında “Kimsesizlerin kimsesi” olan Cumhuriyet projesi bu millete verilebilecek en büyük armağan olduğununa inan bir kişi olarak 29 Ekim Cumhuriyet Bayramınızı kutlarım.

Ata Taşpolat

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir